30 Haziran 2010 Çarşamba

bite me edward (!)


Az sonra bugün gösterime giren eclipse ‘i izlemek üzere ofis arkadaşlarımla soluğu sinemada alacağım. Tabii ben Alacakaranlık serisinin bu 3. filminin adını bile az önce “neydi gideceğimiz filmin adı”diyerek öğrendim. Durumum da o kadar vahim. Diğer taraftan filmin ilk günü, tüm o fanatik guruyla birlikte izleyecek alakasızın teki olmamda oldukça trajikomik bir durum.

Bizim ofiste bu çılgınlık daha Türk kızları Edward’a abayı yakmadan çok çok önce, kitabı bile bu kadar gündemde değilken, Demet Hanım’ın sürekli alacakaranlık serisinin kitaplarından ve çıkacak yeni kitaplarından bahsetmesiyle, kitapları elinden düşürmemesi, ve nihayet çekilen filminin her karesini ezbere bilmesiyle başladı. Sonra bu fanatiklik Aynur Hanım’a da sirayet etti. İkisi de aynı frekansa geçti. Tam da o zamanlarda kitap satışları patlarken ve genç yaşlı herkesler Edward diye yatıp kalkarken, ben de etrafımda olup bitenlere kayıtsız kalamadım ve Serinin ilk kitabı Alacakaranlığı okudum. Ama maalesef olan olmadı, Edward beni ısırmadı ve delilik kanıma bulaşamadı. Tamam kitap sürükleyiciydi, ama genel olarak bende Bella’ya uyuz olma hissini uyandırdı ve sonra başına neler gelecek diye bir merak da uyandırmadı ve okuma faslı benim için böylece kapandı. İlk filmi izlemediğimi de söylememe gerek sanırım.

Derken bu çılgınlıktan kaçıp kurtulduğumu, hep birlikte film izleme etkinliklerinden sıyrıldığımı sanıyordum ki, Kürşad serinin ikinci filmi, Yeni Ay’a gidelim diye tutturdu. Hani siz bu filme gitme heveslisi erkek mi arıyordunuz işte o Kürşadmış. Tabii onun ne ilk filmden, ne kitaptan falan haberi yoktu,Edward’a hayran falan da değildi, vampir filmi, aksiyon olur kafalarındaydı, ne kadar diretsem de anlatamadım derdimi ama film bitip de çıktığımızda o yine de benden çok beğenmişti.Ayrıca o gün Ankamall’de izlediğimiz o filme neden bilmem çok az kız gelmişti. Sanırım topluca askerleri falan getirmiş olacaklar ki, o film ancak bu kadar kalabalık bir erkek ekibiyle izlenebilirdi. O günden aklımda kalan tek şey, Jacob denilen arkadaşın tişörtünü çıkarttığı esnada attığım kahkahaydı. Salonda yankı bulan sesim bir hayranlık belirtisi olarak algılanmış ve solumdaki kol tarafından dürtülmüşsem de güldüğüm şey, çocuğun etinden sütünden böyle de faydalanılmaz ki gülüşüydü.

Bugünse yazıya başlarken belirttiğim gibi, günler öncesinden internet üzerinden aldığımız biletlerimizle, sürü psikolojisine kapılmış olarak gideceğim bu filme. Gösterim tarihini dedektif gibi takip eden Demet Hanım’ın ise bir son dakika sürprizi ile Isparta’da olması sebebiyle filmi izleyememesi, ironi değildir de nedir a dostlar, sorarım size:)Hayır hiç değilse bershkada satıldığı iddia edilen bite me Edward tişörtüm falan olsaydı en azından iki eğlenirdim.Neyse, hoşçakalın. Geç bir teklif ama bir biletimiz fazla, gelen olursa bekleriz:) Ya da karaborsa satarım, hiç acımam.

4 yorum:

Anonim dedi ki...

Bu seriyi sevmeyen birine daha rastladığım için çok sevindim :) Ben de ilk kitabı okuyup, Bella'ya sinir olup, serinin devamını okumayanlardanım. Filmi de izlemedim. Benden başka böyle düşünen yok sanıyordum, yalnız değilmişim :)
Yazdıklarınızı zevkle okuyorum, uslubunuz süper, çok eğlenceli, tebrikler :)
En kısa zamanda kardeşinizin bloguna da yorum yazayım ki kıskanmasın :)
Sevgiler,
Nagehan

cometa dedi ki...

ay ne güzeel yorumm, ben de yalnız değilmişim:)) teşekkürler ederiim.

nihansu dedi ki...

Bu serinin tüm kitaplarını okudum, özellikle de ilki çok sürükleyiciydi. İlk filmde okuduklarımın ekrana yansımış hali tatminkardı bana göre. Ama 2. ve 3. filmde ağır giden tempo nedeniyle bitse de gitsem dediğimi de hatırlıyorum. Yine de izlenesi, okunası buluyorum.

cometa dedi ki...

zaten büyük çoğunluk da bu görüşte ben bir alışamadım gitti:)