16 Nisan 2015 Perşembe

sağlıklı beslenme nasıl gidiyor?

Pazartesi salı kahvaltı ve öğle yemeklerinde iyiydim. akşam yemeklerinde biraz saçmaladım. ayrıntısına girmek istemiyorum o yüzden:( pazartesi 3 km yürüdüm. bu öğlen 20 dakika yürüdüm. bunun dışında havaalanında koşmalar, adliyede uzun yürüryüşler sayılmıyorsa ,başka fiziksel aktivitem yok.

Çarşamba ise iş için şehir dışında olduğumdan kahvaltı sonrası öğünlerde tost ve sandviç yiyerek beslendiğim için iyi beslendim diyemem. yine de tatlı yemememek belki başarı sayılabilir.

bu sabahtan itibaren daha umutluyum;
sabah yulaf+laktozsuz süt+muz
ara öğünde 10 badem
öğlen evden getirdiğim ton balıklı, rokalı, caparili ve az parmasanlı salata.
ara öğünde 2 kayısı bir probiotik yoğurt
yedim.
bir sütsüz kremasız kahve içtim.
akşam da dışarıda olacağım için dışarı çıkmadan yoğurtla granola yemeyi planlıyorum.

Aralarda ise delicesine olmamak kaydıyla su içiyorum. iki litre falan içmiyorum çünkü benim boyumda ve kilomda bir tipin iki litre suya ihtiyacı yok ve çok su içince kendimi iyi hissetmiyorum. suyuma zaten her zaman limon sıkarım, varsa tarçın çubuğu atarım. çayla kahveye pek bir tutkum olmadığından canım sıcak bir şey isterse de sıcak su içiyorum. arada bir de yasemin ve yeşil çay.

yarın da allah kerim.
haftasonları zaten sadece kahvaltı edip yaşayabilirim.
bakalım, kısmet.
Öptüm.


14 Nisan 2015 Salı

d. gribi günlüğü.

ben bile yazmaya korkar oldum. d.omuz gribi oldum demeye ürker oldum. ama başıma gelenleri anlatmam vatan millet için iyi olur diye düşünüyorum.

26 Mart  günü duruşma için İstanbul'dan Ankara'ya gelmek üzere havalimanına doğru yola çıkarken zaten biraz kırgınlık hafif yorgunluk içerisindeydim. Havalimanında biletim türk havayolları iken pegasus kioskundan bilet almaya çalışmam belki de şuur kaybımın ilk belirtisiydi.

Sonrasında her şey normaldi,  babaocağına  geldim. Boğazım biraz ağrıyordu, hafiften öksürüyordum ama mevsimsel bir astım, alerji v.b. ben de her zaman olduğu için önemsemedim.

Sonra sabah oldu, sedergineimi içtim, ballı sıcak sular, yumurtalı kahvaltı. Çünkü ben kolay kolay yatağa düşmem. Duruşmayı beklerken biraz tuhaflaştım, her yerim delicesine ağrıyordu, öksürüyordum, mübaşir halime acıdı, duruşmamı öne aldı.

Duruşmadan çıkınca öğle yemeği yeme hayalimi çöpe atıp, doğrudan bir taksiyle eve gittim. Üzerime kat kat yorgan serip bir saatlik öğle tatilini uyuyarak geçirdim. Uyandığımda kan ter içindeydim, pc yi açıp çalışmaya başladım ama harfler sanki uçuyordu, beynim su olmuş akmış gitmişti. Annemi arayıp bana bir doktor bul ben iyi değilim dedim. Ki ben ölsem ancak doktora giden biriyim ama bir tuhaflık olduğunu anladım. Çünkü hissettiğim ağrının tarifi yoktu ve içimdeki ses bence doktora git diyordu.

Doktora giderken kendimi tekrar iyi hissettim, hatta anneme ne gereksiz oldu, zaman kaybı dedim, doktoru beklerken pc kucağımda çalışıyordum, harfleri de sanki görüyordum.

Doktor ciğerlerimden gelen sesi beğenmedi, zatürre olabilirsiniz bir de kan testi yapalım dedi. Ben özel hastane/sigorta ilişkisine yorup testleri çok da önemsemedim. Ciğerlerim temiz çıktı, ama o da ne kan testlerim arasında h1n1 testi de vardı sonuçlar ancak 2 saate çıkardı! Testin d.gribi testi olduğunu yedi alem biliyormuş ben o gün öğrendim.Zaten doktorun fenalaşınca arayın demeleri bir tuhafıma gitmişti. Elimde reçetem, test sonuçlarını telefonla öğrenmek üzere hastaneden çıktım, Eczaneye gidip ilaçları almaya çalışırken , önümdeki iki kişi "domuz gribi ilacı bu", "şu an piyasada yok, önünüze gelen tüm eczanelere sorun" denerek postalanınca onlara çok üzüldüm, çünkü kendimi başka bir grip türüne ait hissediyordum(!), derken aynı yanıtı alınca hafif sarsıldım. Ve ilaç yok. Piyasada doktordun verdiği ilaç yok! Kuzenim vasıtasıyla ilaca ulaştım, ilacı bana veren doktor da bir kaç hafta önce domuz gribi olduğunu, başka bir hastalığı olmayanlar için artık ölümcül olmadığını, ilaç içip dinlenerek atlatabileceğimi söyledi. Ayrıca bakanlığın salgın ifadesini kullanmadığını, doktorların ek bir hastalığı olmayan hastalar açısından bu ifadeyi "dillendirmek" istemediklerini beyan etti:)

Bu sürede benim ateşim yine yükseldi, ölsem gitmeyen rengim gidiverdi, aynada görüntümden korktum. İlaçları içtim, kustum, ben kusarken doktor anneme testin sonuçlarını "kibarca" bildiriyordu, geceleri çok tuhaf halüsinasyonlar gördüm. Sonraki günlerde özellikle akşam göğsüm ve sırtım çok ağrıdı, o anlarda "acaba" dedim. Doktor 2. kontrolümde 5 günlük rapor verdi ve Ankara'da kaldım. (ilk muayenede doktora haftasonu dinlenirim ben istanbula döneceğim diyerek rapor almamıştım)

Sonrası bildiğiniz grip, bitkinlik, halsizlik. Göğüs ağrıları da kesilince hem bedenen hem ruhen biraz rahatladım.Annemle babama da koruyucu ilaç başlandı ve hastalığım süresince minnoşlarımdanbaşka insan da görmedim. ama benim gibi bir sarılmacı öpmeci kişilik anasıyla babasıylauzaktan uzaktan bakıştı ki bu da acıklıydı.

Peki bunu neden yazdım? Doktora gidin hastalanınca diye. virüs mevcut durumda başka bir kalıtsal hastalığı olmayan için "artık" öldürücü olmasa da (ne var ki ek bir hastalığı bulunmayan 79 doğumlu bir uzak tanıdık bu nedenle vefat etmiş) benim gibi kendi kendini iyileştirmeye çalışmayı sevenler için hastalıktan kurtulmak zor. Mesela antibiotik içmek yok, portakal suyu , limon benzeri yasak, ateşlenme durumunda yaşlı ya da çocuk değilsen parasetemol benzeri ilaçlar da içilmiyor. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

12 Nisan 2015 Pazar

Kilo aldım.

Kışları hep kilolu yazları hep zayıfım ve hepiniz gibi benim de verilecek 2-3 kilo fazlam var. Ama bu sefer tartıda hiç görmediğim bir kiloyu gördüm. Evet bu daha önce gördüğüm maksimum kilodan 1.200 gr fazla olabilir ama onu görmek istemiyorum.
Bugünden itibaren kararlıyım.
Bu kiloları vereceğim, hareketimi arttıracağım. Neredeyse bir aydır ara verdiğim spora geri döneceğim. (domuz gribi öncesi sonrası derken çok zaman kaybettim, bu arada domuz gribi maceramı da yazsam belki faydalı olur.)
Bu sabah peynirli zeytinli hafif bir kahvaltı ettim. Öğle yemeğini evden (iki kaban bir biber dolması) getirdim. Yarım saatte yemeğimi yer, yarım saat yürürüm diye planlıyorum. Belki yediğimi içtiğimi instagrama koyarım. Motivasyon olur.
Hedefim Utku'nun düğünü. tarih 9 Mayıs. Ve ben 3 kilo vermiş olacağım.
Buraya da yazdım.
Görüşürüz.

26 Mart 2015 Perşembe

kayık

bir hafta kaldı gülsimamızın nişanına. burda olsan ne kadar sevinecektin. ne giyeceğini çok önceden defalarca deneyerek seçecektin. en güzel konuşan olacaktın, herkesi en çok etkileyen, en güzel sesli.

rüyamda bindim bir kayığa, sulardan geçtim ama gelemedim bu sefer. geçen sefer gelebilmiştim, notunu okumuştum oysa.

yanınıza gelebileyim rüyamda da olsa.

sen de hisset. siz de hissedin. o gün bizimle olun.

17 Mart 2015 Salı

embers

max richter benim için geç bir keşif.
dinleyin. dinletin.

11 Mart 2015 Çarşamba

düğün videosu

vallahi kıskanç biri değilim. düğün falan da yapmadım milyon ayrıntısı olan bir organizasyona imza atmadım. ama bugün bir düğün videosu gördüm ve dedim ki benim neden yok. benim yok çünkü.
buraya linkini koyardım ama kopyalarsınız diye koyamam. kız kardeşim var ona yaparız dedim. kaydettim. unutmayayım diye de buraya yazdım.

20 Şubat 2015 Cuma

çarkıfelek meyvesi ve lotus

Çok sevdiğim ve özlediğim iki adamı madem bugün göremiyorum dedim, onların yanımda olsalar yemekten çok haz edecekleri 2 şey aldım.

Biri  cesur, yeniliklerden korkmayan, uzakları merak eden, uzaklara giden oraları sana renkleriyle anlatan ama o renklerden bile renkli, tropikal bir adam. Giyimi de kendisi gibi, kimsede görmediğin renkler onun üzerinde. meyvelerin adlarını da nasıl soyulup yeneceğini de bilir. Frenk yemişini hatasız ayıklar.Şakacı ve güzel sesli.Onun için çarkıfelek aldım.

Diğeri hoş sohbet,  en komik hikayeler onda, müziği sever. kendi hikayelerine içten kahkahalar atar, dünyanın en güzel gülen adamı,limonlu çay müptelası, çayına mutlaka tatlı ya da tuzlu bisküvi batırır, evdeki iki buzdolabından birinin üzerini mutlaka yedek bisküvileriyle doldurur. onun için de lotus aldım.

sizi özledim.