4 Aralık 2017 Pazartesi

irem anısına

genelde planlı insanımdır, hafta sonu ne pişirsem, hangi günler spora gitsem, iş çıkışı ne yapsam yazarım defterime. bazen de bu halimden çok sıkılırım çünkü planım bozulursa çaktırmamaya çalışsam da huysuzlaşırım. esnek ol derim kendime, bunun için yogaya başlamışlığım bile var, bedenim esnerse ruhum da esner belki hesabı.

ama bu sabah kötü bir haber aldım. stajda birlikte hacze gittiğim, omuz omuza bulaşık yıkadığım, evinde kısır partileri verdiğimiz, alışverişler yaptığım,  beni çok güldüren, polatlı yollarında bana her daim güneş kremi sürmenin önemini anlatan, ruhsat törenimde beni yanız bırakmayan, iş konusunda tavsiyeler veren, mor kürklü, mavi gözlü, sarı saçlı, neşeli, aklından geçeni yüzüne söyleyebilen, kafasına koyduğunu mutlaka yapan irem ölmüş. 
çok üzüldüm. kalbim çok acıdı.
bugün ve yarın içinde tabii ki planım vardı, sonra neyir aradı, size geleyim mi dedi, tabii ki gel dedim, yarın için de tabii ki planım vardı, duygu gelmiş, görüşelim dedi, tabii ki görüşelim dedim.
çünkü bazen planların çok anlamsız, sevdiklerinle daha çok zaman geçirmek çok daha anlamlı. bir sergiye sonra gitsen, haftada bir spor eksik yapsan ölmezsin çünkü.
ama kanlı canlı neşeli bir insanken gidebilirsin birden burdan.
mekanın cennet olsun irem.

13 Ekim 2017 Cuma

kısacık bir basel

bu ara pek bir yazasım var. işim de hafif. madem öyle hep yapmak istediğim bir şeyi yapıp, seyahatlerimle ilgili kısa notlar ekleyeyim dedim.

2017 içerisinde gördüğüm şehirlerden birisi Basel.
Basel nereden aklına geldi derseniz, katıldığım bir etkinlikte, vitra design müzesinin fotoğrafını görüp, kürşadla tanışma yıldönümüzde hadi basele gidelim bence sen orayı çok seversin dedim. biletler çok ucuzdu. hemen aldık, lakin bir baktım vitra isviçre'de değil almanyadaymış. neyse ki almanyanın isviçreye yarım saat mesafede bir şehrindeymiş ve uber yapıp gitmiştk.

basel minicik evleri, manolyalarla dolu sokakları ile bana sevimli geldi, ama bir daha gideceğimi sanmam çünkü cidden yemesi içmesi çok pahalı bir şehir.

biz oradayken (mart sonu)bir çeşit müzik festivali vardı, baselde herhangi bir müzik aleti çalmayan 2 kişi kürşad ve bendik, tüm gün ve gece sokaklar inanılmaz hareketliydi ve bu baya hoşumuza gitmişti.-/(festivalin ne festivali olduğuna bakmaya üşendi)

önerilerime gelirsek (yemeli içmeli);

smuk- buraya pazar günü brunch'a gittik. smuk sanırım türk mahallesinde. yanında konyalı etli ekmekçi bir dükkan vardı, yediğimiz her şey çok lezzetli, çalışanlar güler yüzlü idi.

1777 Basel- burası da tatlı bir cafemsi mekan, hamburgeri ve ev yapımı şeftali suyu başarılıydı, tatlı bir avlunun içinde.

Acero- her gittiğim yerin en iyi dondurmacısını bulurum, dondurması cidden inanılmazdı, waffleları da çok güzel görünüyordu ama yemedim.

Marktplatz- katedarlin önündeki tatlı pazar, kahve, minik sandviçler için uğranabilir. ben kale , mantar falan almıştım.

Manor Basel- Basel'de gurme market, mutfak eşyaları ve türlü çılgınlar için doğru adres. (yenilebilir çiçek yetiştirme seti vardı 1000 işviçre frangı, giderseniz alırsınız bana, unutmuşum.)

valkshaus ve consum, basel, campari- takılmalık bar önerisi olsun.

kaleymiş, katedralmiş, sanat galerisiymiş, onları yazmaya gerek yok, zaten giden bulur:)

benim yazacağım gezme görme bu kadar olur.

tatlı bir hayal olarak hatırlayacağım baseli. belki bir gün gider nehrinde de yüzerim.




12 Ekim 2017 Perşembe

this being human is a gift house

ne zaman derdim başımdan aşarsa bu belgeseli izlerim artık.
şarkı da hediyem olsun.

https://www.youtube.com/watch?v=c2hlsA8JTtM

kafam çok karıştı abidin. alıp başımı gidesim var.

rüyalarda buluşalım

bu sabah çok garip bir şey oldu. unutmamak için buraya yazayım. uyanmıştım, gördüğüm rüyayı düşünüyordum, çok farklı yerlerdeydim, rüyanın sonuna doğru bir fotoğraf makinası içinde kürşadla fotoğraflarımızı görüyorum, ama kimin çektiğini anlamaya çalışıyorum, henüz yataktan da çıkmamıştım, böyle rüyamı kafamda canlandırırken kürşad'ın  uykusunda güldüğünü farkettim, neye güldün bu kadar diyerek uyandırdım onu, rüyanın sonunda güldüğü şeyi anımasamak için rüyanın başına gitti, başladı anlatmaya; deniz üzerinde yaşanan bir ülke, gemiler, güneşn doğuşu, ışıklarının yanımızdan geçişi, peru, yerli kadınlar, derken benimle birlikte bir fotoğraf aradığından bahsetti, bir kadına ikimizin içinde olduğu bir fotoğrafı anlatıp, nasıl bulacağını soruyormuş, kadın bir türlü anlayamamış fotoğrafı. sanki ikimiz rüyalarımızda aynı şeyin peşine düşmüşüz gibi geldi, benim aradığım şey belliydi, ama kürşadın zihninde tam olarak canlanamamıştı, ne aradığını tam olarak ifade edemese de aslında konu olarak tamamen benim gördüğüm fotoğrafların içeriğinden bahsediyordu.
çok garip geldi. çok değişik geldi. belki insan rüyalarda geziniyor ama bir başkasıyla rüyasında buluşabilmek diye bir şey var mıdır acaba dedirtti. 

15 Ağustos 2017 Salı

seneye tatile çıkmayı unutma merve!

her sene tatile gittiğimi zannediyordum, ancak ekim 21 itibariyle 22.5 günlük iznim olacağını farkedince anladım ki ben tatile falan gitmiyorum. servisten bir arkadaşım iznin kaldı mı, ben baya eksideyim dedi, eksi neydi ben artıdaydım, artılardan artmıştım. ki iş yerimiz o tatili bu tatille birleştirip, iznimizden de kesiyordu,ben o zamanlar da istanbul boş ne kadar güzel diyor, buralarda geziyordum ve iznim yine de bitmiyordu ve ben en fazla 2-3 günlük kaçışlarımı tatil zannediyorum. kendime kızdım önce, sonra beni kendine benzeten, işkolik kocama, tatil alışkanlıklarımı edindiğim esnaf/durmadan çalışan anama babama, uçaktan korkan kardeşime, tatile çıkma planı yapıp bin kere iptal eden teyze genime falan kızdım. sonra geçti. kimseye kızamazsın.

plan yapacaksan yapacaksın, tatiline çıkacaksın. yemin ettim seneye bir ay denizden çıkmayacağım. hoş o zaman da işe geri dönemem ama bu da burada not olarak kalsın.

ben yazı çok severim, ben denize girmeyi çok severim, ben güneşlenmeyi çok severim. ben planlı programlı insanımdır. öptüm kib bye.

4 Ağustos 2017 Cuma

Özgür Baba - Çay Taşı




canım dayım için gelsin.
çünkü dayım bu şarkı gibiydi, saklı bir hüznü , tatlı bir melodisi, uçuşan bir hali vardı.
çünkü dayım en çok böyle yerleri severdi, sadce doğanın konuştuğu, horozların, tavukların öttüğü, mis gibi kokan.
hala boğazımda kocaman bir düğüm. hiç de çözülmesin.

30 Mart 2017 Perşembe

bana cemre düştü

hava erken aydınlanıyor. kolay uyanıyorum. enerjim yerinde. dişlerimi kışın olduğu gibi sıkmıyorum. okulda bahar keşfi turlarına çıkıyorum, geçen sene görmediğim yavru manolyaları görüp seviniyorum. müzik dinliyorum. güneşe bırakıyorum kendimi. basel bana iyi geldi. sakin geldi. güzel geldi. sonra ankarada bol arkadaşlı haftasonu beni sarj etti. şimdi tatil hayalleri kuruyorum.