19 Nisan 2019 Cuma

20/06/2018

day 4

bu sabah Lecce'ye veda vakti. içimi bir hüzün kaplıyor.
gitmeden yine dünkü Pastanemizdeyiz. bu sefer kasadaki yaşlı amca ile selamlaşıp, sohbet ediyoruz.
hayır ne ben İtalyanca ne de o İngilizce biliyor. ben Türkçe o da İtalyanca konuşuyor ve gayet anlaşıyoruz.

en son bana duvardaki fotoğrafları gösterirken, daimi müşterilerine bizim istanbuldan geldiğimizi anlatıyor, bugünleri unutmamak için bir kare fotoğraf da çekiliyoruz.

elimizde bavullarımız, lecce sokaklarını son kez içimize çekerek, istasyona varıyoruz. hedefimiz bari.

bariye varıp, kalacağımız yere varıyoruz. odamız beklediğimizden oldukça kötü, sanki biraz kandırılmışız. odamızı kiralayan kadın karşımızda bir restuarant işletiyor, bir dedesi, adapazarında diğer dedesi ise ıspartada yaşamış bir ermeni. türkiyeye hiç gelmemiş ama merak ettiğini anlatıyor. oda konusu benim keyfimi kaçırmış olsa da kürşad sabırlı. boşver yatmadan yatmaya geleceğiz nasıl olsa diyor, Alberobelloya gitmek üzere tekrar istasyona geçiyoruz.


Trende keyfim yok. Elimde Kodin. Kitapta Andrea ile Kodin tanışıp arkadaş oluyorlar, tam o anda trende çok az kişiyiz. yanımda gırtlak kanseri olan bir adam, karşısında da annesiyle oturan minik bir erkek çocuğu var. Andrien'in Kodin'den korkması gibi, çocukta adamdan korkuyor. sonrasında adam sesi çıkmadığı için kullandığı mikrofonu tatlı tatlı çocuğa anlatıyor, birden arkadaş oluveriyorlar.

kürşadla laflarken trende dikkat çekiyoruz. Çünkü trende turist olmadığı gibi, italyanca dışında bir dil konuşan da yok. Genç bir kadın yanımıza gelip, nereden geldiğimizi soruyor. O da Alberobelloda rehbermiş, bize trolloların tarihini anlatıyor.


notlar

Annemle dükkandayız, belki benim yaşlarımda, belki de benden daha küçük iki kadın alışveriş yapıyorlar. Kadınlardan biri dükkandan ayrılmadan anneme; sizi çok seviyorum, çok iyi kalplisiniz diyor. İnsanların en yakınlarına söylemek için yıllarca terapiye gittiği bir cümle, bu genç kadının dudakları arasından içtenlikle dökülüveriyor.

Ertesi gün uçaktayız. Yanımda bir baba, biri kız biri erkek iki çocuğuyla seyahat ediyor. Uçak inişe geçtiğinde, kız çocuğu babasına "İstanbul'a geldik mi" diye soruyor. Baba "evet" cevabını veriyor. Kız camdan el sallayarak; "Merhaba İstanbul, benimle arkadaş olmak ister misin?" diye bağırıyor. Babası da ona "İstanbul çok haindir kızım" diyor. Küçük çocuk İstanbul'la iletişimini kesiyor:) Küçük bir insanın kafasında bir şehir hain olarak kodlanmış olabilir mi?

Bir önceki akşam halamı ziyarete gittim. Bahar'la onlar sohbet halindeyken, videolarını çektim, halam da ısrarla silmemi istedi, kendini beğenmedi, o arada şarjım bitti ve telefonda kaldı. Ertesi gün sileceğimi söyledim, halam sen silmezsin sen dedi, konu şakayla karışık benim hep yalan söylediğime geldi. (işim gereği de konu hep oraya gelir:))

Halam ben küçükken de böyleydi. Şakayla karışık gibi görünse de lafını esirgemez, küçük bir çocukla konuştuğunu düşünmeden, onu çok da olumlu etkilemeyecek sözler sarf etmekten çekinmezdi. Konu çizimdeki yeteneksizliğim, ya da şarkı söylemekteki kabiliyetsizliğim ve özetle genel beceriksizliğim olabilirdi.

Ve ben kendimi insanlara beğendirmeye çalışan biri olduğumu bile yeni yeni anlıyorum. Çünkü bu yaşlarda daha fazla kendime dönüp bakıyorum. Nasıl biri olduğumu, karakterimi, mizacımı nelerin şekillendirdiğini, düşünüyorum.  Tüm başarısızlıkların , psikolojik sorunların, karakter özelliklerinin tamamen aile bireylerine yüklenmesine şiddetle karşıyım. Öyle ya da böyle herkes bir çocukluk yaşadı, bir  yetişkin olarak tüm sorunları çocukluğumuza atfetmek bence çok kolay. Yapılması gereken kendimizi tanımaya mesai harcayarak, sevgiyle yine kendimizi kucaklamak . Ben mesela kendimi olur olmaz çok eleştirip, bir türlü iyi olduğuma inanmamayı çocukluğuma yüklemek yerine, çocukluğuma sarılıp, yaparsın kızım, hadi bakalım demeye çalışıyorum. Herkes seni beğenmese de olur diyorum. Diyelim, çalışalım. iyi olalım. Farkında olalım.


Kendimde ve etrafımda fark ettiklerimi not etmeye karar verdim.
Bakalım ne kadar yaparım.

6 Mart 2019 Çarşamba

akşam üzeri, akşam, gece yarısı

Akşam üzeri yürürken, turuncu bir yağmur yağdı. turuncu yağmuru daha önce görmediyseniz bilemezsiniz. Ama ben görmüştüm. Hava ne soğuk ne de sıcaktı ve inanır mısınız bilmem ama yağmur damlaları gökten sicim gibi yağmasına rağmen kimse ıslanmadı. Yağmur durdu ve yerler kurudu. Turuncu yağmur işte budur.

Akşam evde otururken konu olmayan çocuğumun kelliğine geldi. Nedense olmayan çocuğum keldi ve erkek olacağı kesindi. Peruk takar o zaman dedim.

Gece yarısı, gözüm kapanmak üzereyken, "insanlar nasıl değişir" dedim? Yumurtanın kabuğunu dıştan kırarsan ölür, içten kırılırsa doğar dedi. Acaba ölüp yeniden doğmak var mı? Yine de kimseyi kırmaya değmez.

21 Şubat 2019 Perşembe

bir rüya

rüyamda geçen günlere geri dönme şansı verdiler. hem de bugün ki halimle, bugün ki aklımla. geçmişe dönünce görüyorum ki, aslında aklımda anormal bir gelişme yok:) geçmiş zamanda şunları farklı yaparım dediklerim beni yine aynı hislere, benzer yollara çıkartıyor. rüyamın tek güzel yanı artık göremediklerime sarılmak, dokunmak. ama onlar da rüyada bile cansızlar sanki. Rüyanın başında aydınlık bir bahar günü içimi kaplayan coşku, rüyanın sonuna doğru karanlık bir geceye dönüşüyor. Bu sefer farklı yollardan gideceğim desem de, eski yollarımı arıyorum ama karanlıktan oraya da çıkamıyorum.

14 Ocak 2019 Pazartesi

kiloğ

blogda geçmişe gidince sürekli bir kilo muhabbeti. e kadın olmak bunu gerektiriyor. yaklaşık 3 yıldır, düzenli beslendim, sporumu yaptım. kan değerlerimi normal seviyelere çektim. yalan yok. ama son altı ayda iş hayatında meydana gelen stres, bir takım aksilikler, olumsuz yönde uyum sağlama isteği derken, yedim de yedim. insan canını sıkan olaylar bünyesine zarar vermeye başlayınca, siz bana zarar veremezsiniz, beni ancak ben bitiririm diyor olabilir. ben de beni ancak fazla fazla yiyerek bitireceğime inanıyorum. zaten okumadığım kitaplar kadar, yemediğim yemekler için içi sızlayan bir insanım. yaşayamadığım hayatlar aklıma bile gelmez. o yüzden yemek benim için zaten çok basit. ama bu yemek öyle bir tatlıyı paylaşmak, keyif almak için değil, vura vura öldürmek şekline dönüştü. önceleri  vücudum ne yaparsan yap, biz sporunu yaptığın sürece sana karşı boş değiliz dedi. zaman geçti, sporda kondisyonum düştü. belim kalınlaştı, üç beş yerimde gördüğüm kaslar silindi, dizim yine ağrımaya başladı. Aman senin neren kilolu da demeyin, herkesin bedeninin kendine göre bir fazlası var. 3 kg benim yemek sonrası düğme açmama, 5 kg ayakkabıları bağlarken sıkıntı yaşamama yol açıyor. tartıya çıktığımda yazın aşırı zayıf olduğum dönemi saymaz isek, 2.5-3 kg bir fazlalığım olduğu aşikar. 4 kilo versem bence en güzeli.

derken Gülriz Sururi'nin instagram hesabını karıştırıyordum. çünkü  kalitesini bozmadan, ağlamadan yaşayan yaşlılara hayranım. 

orada bir öneri gördüm kilo vermekle ilgili.
sabah ilk iş tartıldım. kilomu bir kenara not ettim.
kimseye söylemeyeceğim hedefimi dedim. (burayı okuyan çok kişi yok, siz de yabancı sayılmazsınız.)
hedefim önce 4 kilo değil. 1 haftada 1 kilo vermek.
her sabah tartılacağım.
her sabah not etmeye devam.
1 kilo verdiğimde 2. kilo hedefine geçeceğim.
1 kilo vermek için kendime tanıdığım bir hafta içerisinde 2 kilo verirsem, 3 kilo vermiş gibi havalara girmeyeceğim.
4 kilo verince nasılsa ben bu kadar kiloyu x günde verdim şimdi y gün yiyeyim sonra yine veririm demeyeceğim.
deneyelim, görelim.

2 Ocak 2019 Çarşamba

bir hayal.

haberim olsun, unutmayayım diye yazıyorum. 2019'da bir uçaktan atlayacağım.
ok.

27 Aralık 2018 Perşembe

merve mektup 2018 (yanıtlı versiyon)

hello merve. bitiyor 2018 neler yaptın?
geçen seneki mektubunu açıyorum şimdi önüne.
canım mervecim,
bir dükkan bul kendine haydi yolun açık olsun. demişim.


çok baktım dükkan. ama bir türlü cesaret edemedim. sonra da galiba vazgeçtim. yeterince iyi olup olmadığımı sorguladım, benimle , benden sonra yola çıkanların ilerleyişine baktım, canımı acıttım. sonra da bıraktım. kendine bunu yapma dedim. hala bu işi yapıyorum. hala insanlardan güzel yorumlar alıyorum ve çok güzel iki yerde markam yaşıyor. ömrü uzun olsun.

spor konusunda nasıldım?

6 ay çok iyiydim. ama bir ara arayı çok açtım. 112 kez antreman yapmışım. ki buna saatimi takmadığım günler değil. ama beslenmede epeyce sapıttım. olsun kız. iyi yedin. 2019 da yemezsin.

seyahat etmek yine önemliydi. 

Çok güzel seyahatlerim oldu. bozburuna 2 kere gidebildiğim efsane bir yıldı. italya tatili unutulmazdı. berlin ve londralar sadece seyahat değildi, konuştuklarımız, güldüklerimizle kendimize de bir yolculuktu.hala fasa gidemedim. ürdün, antep, japonya planlar dahilinde değil. ama sicilya seyahatini planladım bile. aferin. 

bu yıl yeni neler denedin? neler öğrendin? 
medistasyona başladım. bence devam edeceğim. yoga da kendimi geliştirdim. dil öğrenme konusunda hevesim yok. ama ingilizcemi bol kullandığım bir yıl oldu en azından.antalya maratonuna gidemedim. ama istanbul maratonunu atlamadım.iyi de bağış topladım ve babam ve baharla katıldım.

sağlık kontrollerimde başarılıydım. 

kalbimi ve jinekolojik muayenelerimi aksatmadım. geçen yıla göre bir artı aferin. dişle ilgili sıkıntım olmasa da kontrole gitsem iyi olurdu. seneye inşallah. 

kedileri de 2018 e yazsam mı? demişim. 
ve evet bir kediyi evimde ağırladım, evinde ziyaret ettim. aferin kız. 

çocuk işinde ne durumdasın? yapacak mısın? çocuksuz musun? evlat mı edineceksin? netleş demişim.

bu konuda netleşemedim. ama kendimi akışa bırakmaya karar verdim. düşünmeyeceğim çok. ve simay bülbülle tanışacağım, seyrantepedeki mekanını ziyaret edeceğim. 

bu yıl bir konuyu iyice öğren istiyorum. ister kurtuluş savaşına çalış, istersen japon kültürüne yoğunlaş ama bilgilen mervecim. canımı sıkma demişim. 

love and sex belgeselinde japonların aşk ve seks hayatına yüzeysel bir giriş yaptım, o sayılmaz değil mi? yok bu madde hiç olmamış. otur sıfır.

instagramı çok azalttın aferin demişim. 
bu yıl yine çok vardım oralarda. nasip.

yardım işlerinde fena değildin ama düzenli bir fayda sağlamaya kafa yor. demişim.

ve yordum. düzenli iletişim içerisinde olacağım bir arkadaşım oldu ayrıca yine düzenli fayda  konusunda süper ötesi bir sistem kurmuş birine en azından her ay destek oldum.

daha çok müzik dinle. demişim. 
dinledim. çok dinledim. hatta bunları yazarken çok güzel bir şarkı çalıyor.

maneviyatını güçlendir, bu konuda daha çok eylem bekliyorum senden. 

hımm bu konuda ne yaptım bilemedim. neyse önümüze bakalım.

Bu yıl neler istersin?

yüz yogası yapayım. 
vitaminlerimi, omega 3 lerimi aksatmayayım.
daha az konuşan, daha çok dinleyen ve daha çok yürüyen biri olayım.
meditasyonda yol alayım.
spora devam, sağlıklı beslenmeye başla. ama insanları çok darlama bu konuda, kendin de dahil.
çok okudum bu sene, daha da çok okuyayım. good read uygulaması çok güzel.
dingin biri ol.
akışa bırak kendini, endişelerle anı kaçırma.
bol bol esne.
iyi biri ol. 




özetle;
seni hala seviyorum merve. ama daha çok sevmek isterim.
seni bu yıl biraz daha tanıdım. seninle konuşmayı, kafanın içindeki şarkıyı hala seviyorum.
neşeni kaybetme.
kendi kafanı yaşa.
sevdiklerin hep seninle huzurla sağlıkla yanında olsun.