19 Şubat 2009 Perşembe

Kıracağım O Anteni!

Şimdi bizim uydumuz bozuk efendim. Bu da ne demek oluyor? Biz genelde bu türk dizilerinin falan avrupa yayınlarını seyrediyoruz. Ancak dikkatimizi toplayabilirsek. Çünkü türk kanallarımızın avrupa’ya yayın yapanlarında reklamlar bizimkinin üçbinikizyüz katı uzunlukta. Adeta oscara aday bir film gibi. Hani ilk başlarda izlerken komik geliyor, gülüyorsun falan da bir yere kadar yani. Bense bu güzide Perşembe akşamı, tvnin karşısında yayılıp kaldım ki, genelde yapmadığım bir şeydir. ( Ben deniz Tv seyretmediği iddiasında bulunacak kadar entel bir insan olmasam da, bünyem dikkatini herhangi bir aktivite de uzun süreli olarak toplamaya müsait olmadığından iyi bir izleyici değilimdir.)

Ama bu akşam o kadar yorgundum ki yatağıma gidecek gücü bile bulamadım kendimde.Koltukta yığılıp kaldım ve gezmeye başladım kanalları..Kanallar da kanal olsa hani doğru dürüst hiçbirinde sinyal yok.

Trt gözüme çarptı önce;Kosova’nın bağımsız oluşuna dair belgesele benzeyen, gerçekten de güzel gözüken bir program vardı. Ama ben kavrayacak yetenekte değildim. Sadece Kosovalı kadınların güzel olduğunu düşündüm; koroda hep bir ağızdan şarkı söyledikleri sahnede.

Daha sonra şöyle bir kanal d’ ye geçtim ,orada da “çok güzel hareketler bunlar” a rastladım. Yılmaz Erdoğan’ı sevmiyorum. Birisi ona mikrofonu ağzına dayamadan konuşmayı, pardon mikrofonu ısırmaması gerektiğini öğretmeli. Barış Manço’ya çıkmış çocuklar gibi. Bu programı da hiç sevmeme rağmen; bekarlarla ilgili çok güzel bir skece denk geldim. Çok da beğendim. Yazanlardan birinin liseden arkadaşımız Zeynep olduğunu duyunca da daha çok sevindim.

Sonra hangi kanal olduğunu hatırlayamadığım bir kanalda annesiyle barışma ümidiyle stüdyoda bekleyen bir kadına rastladım. Ben deyim 40 siz deyin 50 yaşlarında olan bu teyzemiz şarkıcı olmak için evden kaçmıştı ve annesi ona küsmüştü. Aman tanrım ne acıklıydı. Bu arada süper şarkıcı Doğuş araya girip Teyzeyi genç kızlara kötü örnek olmakla suçluyordu. Ama doğuş yanılıyordu zira teyze ancak kendi gibi teyzelere kötü örnek olabilirdi.Derken diğer sunucu araya giriyor ve annesine kavuşmak isteyen hanımefendiye can alıcı soruyu soruyordu. “Şimdiiii, sen bak gözümün içine, amaaaa bana doğruyu söyleee”,“ben sana şimdi desem kiiiii anneni mi istersin, yoksaaa sana kaset çıkartalım desem onu mu tercih edersin” Kadınsa tüm saflığıyla “annem ölmedikçe nasıl olsa bulurum onu vallahi kaset isterim” dedi.Derken stüdyodan bir amca “anneler çok mu..???!!!” diye birşeyler çemkirdi bense dayanamadım.

Yani doğru dürüst hiçbir kanalın hali hazırda çıkmadığı tvmizi izlemeyerek aslında hiçbir şey kaybetmiyorum. Bu gece izlediklerimde rüyama girmesinler yeter.

Rüya demişken dün gece rüyamda Didem’in düğün günü. Benim ayarladığım makyöz gelemiyor. Panik olmuşuz. Ama kafamda bir anda ampul yanıyor ve diyorum ki “ay üzülme mac’den bronzing powder almıştım onu süreriz süper olur”. Yapıyorum makyajı, Pek olmasa da didemi avutmatya çalışıyorum, o anda da saçlarını tepesinden toplayıp bak şimdi saçın yapılsın gelinliğini bi giy o zaman gösterecek makyaj” gibi bir şeyler zırvalıyorum. Akabinde saçları bonus bir grup Nijeryalı da düğüne davetliymiş ve Didem halayı bunlara senöğreteceksin diyor. Ama ben halay çekmeyi bilmiyorum.

3 yorum:

earwen dedi ki...

haha senin bile rüyalarına giriyorumm:))

Ayse dedi ki...

haha! bence bonus kafalı Njeryalılar gelse çok unutulmaz bir düğün olabilir, ben halay konusunda yardımcı olurum merve sana :))

cometa dedi ki...

ah didem ah rüyalarımdan çıkmıyorsuN:)

ayşee bence d nijeryalılar gelse unutulmaz olur da ii mi olur onu bilemediM:)Halayda yanındayıM,umarım sabırlı bir hocasındır:))