27 Kasım 2008 Perşembe

Beyaz Giyme Söz Olur

İklimlere göre giyinme problemim var.
Kuzey Avrupalı şaşkın kızlar gibiyim.
Perdeyi azcık aralıyorum yataktan kalkarken ve güneş varsa tepede asla kap kalın giyinemiyorum.
Nitekim bugün de ben evden çıkmadan pırıl pırıl olan hava, memur şehrimizde yaşayanların da an itibariyle gördüğü üzere gri, yağmurlu ve karanlık bir iklime büründü.
Ben de ayağımda babetlerim, bacağımda file çoraplarımla kalakaldım.

Hatta otobüste karşılaştığım ve şemsiyelerimizin aynı şeffaf şemsiye olması nedeniyle bana yakınlık gösteren ve çıtçıtını nasıl bağlayacağını öğrettiğim teyze de tatlı muhabbetimiz bitince “kızım, üşümüyor musun sen Allah aşkına” deyiverdi.
"Üşüyorum, teyzeciiim çok üşüyorum” demek istedim, üzülmesin yaşlı kadın diye demedim.

Evvel zaman içinde Ninewestten aldığım örgü ayakkabılarımı giydiğim her gün yağmur yağmasını bu ayakkabının uğursuzluğuna bağlamıştım ki, artık yağmurla karşılaşmayan tek bir terliğim, babetim, ya da beyaz spor ayakkabım kalmayınca gerçeği kabullendim. Tek problem iklimlere göre giyinmeyi bilmeyen bendim.

Aslında daha geçen gün bir dergiyi karıştırırken sayfalarda arz-ı endam eden Ece Sükan ablamız tarz olmanın yazın kışlık, kışın ise yazlık giymekten çekinmeme ile elde edilebilecek bir unvan olduğunu buyurmuşlardı.Belki de bu komik ve yağmurdan donan çaresiz halim çok tarz(!) ama ben bilemiyorum.

Yine de ben Kasım ayı sona erene kadar (zaten şunun şurasında 3 gün kaldı) palto çizme giymemeye, her türlü ince kıyafetimi değerlendirmeye çalışıyor, donsam da kış daha dolabıma gelmediğinden mevsimin hala son bahar olduğuna odaklanıyorum.

Ha bir de bahsetmeden edemeyeceğim diğer bir aksesuarım da yağmurluklarım. Onları da palto sanıyorum. Ama bir tanesi termal mont gibi. Hani sabahları onu giyip koşuya çıksam bir ayda 10 kilo verdirecek cinsinden. Benim diyen paltoyla yarışır yani. O yüzden en azından onu giydiğimde beni görenler donduğumu sansa da ben üşümüyorum.

Özetle bot, palto giymeyi sevmeyen, zaten minnacık cüsseme lahana havası katan onca kazağı reddeden ben, en kısa zamanda bu işe bir çözüm bulmalıyım.Ya da iklimlere göre giyinmeyi kursu diye bir şey olamaz mı? Özellikle İstanbul’da yaşayan en ufak yağmurda benim üstümde şort varken karşıma çizmeleri ile çıkan, mevsim geçişlerinde üstün başarılı hanımefendilerden birisi de hocamız olabilir. Neden olmasıN?