22 Ekim 2009 Perşembe

İstanbul'a Selam...

İki hafta üst üste, toplam 4 kere, denizin kenarında, boğazda, güneşli havalarda, kavurmalı yumurtalı, ballı kaymaklı, nutellalı, kahkalarla ve arkadaşlarla, bol çaylı kahvaltılar etmeye alışmış bünyem bu haftasonunu yadırgamaz mı?

Ben biraz fazladan İstanbul'a gidince neden orada yaşadığımı sanıyorum?

Ben İstanbul'u yüksek dozda alınca, niye hasretim dineceği yerde kat kat artıyor da daha çok özlüyorum?

İstanbul'u orada yaşamadığım için, sadece en güzel yerlerinde gezip tozduğum için mi bu kadar çok seviyorum?

Söylene söylene hazırlansam da, bütün hafta uyuklasam da , deli gibi yorulup, parasız kalsam da,
sana değer..

Neden hep kahvaltı fotoları? En sevdiğim öğün olduğundan..

4 yorum:

Hera dedi ki...

işten 6 da çıkıp 10 da eve varsaydın, o zaman istanbul'u hiç sevmezdin emin ol...

si-men! dedi ki...

istanbul için tamamen aynı şeyleri hissediyoruz. hep merak ediyorum, acaba yaşasam o kadar sever miydim diye. belki de sadece tatile gittiğimiz için seviyoruzdur olamaz mı?hep güzel yüzünü gördüğümüz için?

earwen dedi ki...

pazar bize gelin de kahvaltı yapalım bence..bi deniz olmaz gerisi mevcuttur efendim:) hem alışkanlığı bozmayalam 2 haftasonudur beraber kahvaltı yapıors:)

cometa dedi ki...

evet hera; gezmeye tozmaya gelip çok sevmek kolay, haklısın, yaşayan bilir:)

Simen hera'nın dediğine göre de eveet biz hep güzel yüzünü gördüğümüzden aşığız ona:) ama belki de aşkın gözü kördür:)idare ederiz bir şekilde..

didotti; benden daha fazla ayrı kalamayacağını biliyorduM=))