12 Mayıs 2012 Cumartesi

nur.

anneler gününü sevmiyorum. birilerine parasızlığını birilerine annesizliğini hatırlatan bir gün olduğu için gıcık bile kapıyorum.  ama annemi çok seviyorum. biliyorum sen de seviyorsun anneni, senin annen dünyadaki en güzel kadın,  en güzel yemekleri yapan, en güzel kokan, en akıllı, en duyarlı, en komik kadın . ama öyle değil aslında çünkü o bence benim annem. 

28 yıldır benim hayatımda, daha ben doğmadan benimle konuşmaya başlamış bir kadın o. altı aylıkken anne yerine yoğurtçu demekse benim ayıbım.

zayıfım diye üzülen, ama doktorun acıkırsa yer tavsiyesine uyan, peşimde yemekle koşturmayan o kadın;küçükken de benim gibi iştahsız, yemekleri ağzında biriktiren, hayal gücü geniş, inşaat hanım diye bir arkadaşı olduğuna kendinden iki yaş küçük teyzemi bile inandıran, yine küçükken elini fişe sokan, elektrik çarpınca, uzun süre hasta yatan...

Uzun süreli baş ağrıları neticesinde, beyninde tümör olduğuna kanaat getirilen, binbir eziyet çeken, saçlarının kazıtılıp beyin ameliyatı olmasına saatler kala dualar ederken, bir doktorun çıkıp, bu çocuğun sadece gözleri bozuk demesi üzerine hayatı değişen, o güne kadar gözleri bozuk gezdiğinden, tv yi karlı görüntülü, bulanık bir şey zanneden, gözlüklerine kavuşunca dünyası değişen, mahalledeki çocukların hep korkuttuğu, hep sıkıştırdığı, dayımınsa onun için bir dolu çocuğu dövdüğü , ben küçük bir çocukken benimle oyunlar oynayan, yürüme yarışı yapan çocuk annem.

Giyime düşkünlüğümün esin kaynağı, yurt dışına çıkanlardan kot pantolon isteyen, herkesin süslü püslü olduğu ortamlarda, ayağında postalları ya da spor ayakkabılarıyla, şu yaşımda, bu çağda hala giydiğim gömlekleriyle tarz sahibi olan, kedisinin adını haydar koyan genç kız annem.

lise sonda 46 kiloyken bile içine giremediğim gelinliğin sahibi, o gün gözlüğünü takmayışına bugün hiç anlam veremeyen, az makyajlı sade ama dünyanın en güzel gelini olan gelin annem.

sabahları hepimizden önce uyanan, geceleri korkup seslendiğimde hemen efendim diyen, belki de hiç uyumayan, 30 yıldır her sabah babama kahvaltı hazırlayan, o kahvaltılardaki bıdır bıdır konuşma seslerine uyandığım, hiç yorulmayan, her yemeği en güzel yapan, bütün püf noktalarını bilen, gazetelerden gidilecek mekanları kesen, istanbulda yeni açılmış her yeri bilen,  küçükken yemek tarifi oyunumuza, büyüdükçe blog için mutfağın altını üstüne getirmemize ses çıkartmayan, bizi her konuda destekleyen, bizi seven, cesur,birlikteyken gülme krizlerine girdiğim, kimseyi kırmayan, incitmeyen, hep mis gibi kokan, güzel bir şey gördüğümde hemen aklıma gelen, çiçekleri , yeşili seven, denize günaydın diyen, sabırlı, melek annem.

o iyi ki var.


  

3 yorum:

DoDo dedi ki...

Bu yaziyi okudum, gozlerim dolu dolu kosup anneme sarildim, ne guzel yazmissin!

earwen dedi ki...

ben de böyle bir anne olurum inşallah.......

cometa dedi ki...

öptüm sizi kızlar:)

olursun didom olursun ayrıca:)