16 Ağustos 2009 Pazar

Hasret.

Gittiğinden beri o kadar çok şey oldu ki aslında.
Doğum günleri, mezuniyetler, girilen işler, üzenler, mutlu edenler..
Defalarca sana benim için dua et, bugün neler oldu diyecek gibi oldum.
Kelimeler boğazımda düğümlendi.
Güzel yemekler yedim, seninle paylaşmak istedim.

Aslında senin gidişinden beri tek bir şey oldu, ben “özlemek” kelimesinin gerçek anlamını öğrendim.

O yeşile bakan balkona her çıktığımda, her Tanju Okan çaldığında, haribo şeker yerken bile, en çok da uzun yollarda ve daha bir sürü şeyde bir yandan olmadığını bir yandan da varlığını hissetmek çok ilginç.

Baharla her zaman söylediğimiz gibi ;senede bir kerede olsa, 1 dakika bile olsa, seninle telefonla da olsa konuşmak istiyorum, sarılmak olmasa da…

Gözlerini, ellerini, kokunu düşünürken buluyorum kendimi.
En çok da sesini unutmaktan korkuyorum.
Kelimeleri söyletebiliyorum kafamda sana, ama sesinle cümleler kurduramıyorum.
Seni çok özledim.
Bu cümle seninle anlamını buldu benim için.
Mekanın cennet olsun.

Senin için. (Dinlerken sesini biraz daha açın, dedem içiN.)

Hiç yorum yok: