22 Mart 2009 Pazar

Seven Pounds

Yavaş filmleri sevmiyorum, uzun filmleri de sevmiyorum. Zaten yavaş filmler hızlı olsa uzun olmazlardı değil mi? Bu filmimiz de bana göre gereksiz uzatılmış, ilk yarı gizem yaratalım , seyirciyi meraklandıralım derken, sıkmaktan, offlatmaktan öteye geçememiş . Kaldı ki hepimiz son sahneyle başlayan, bol flasbacklerle bezeli filmlere fazlasıyla alıştık. (Filmin sonunu başında gördüğüm ve filmden çıkarken hiçbirşey anlamadığım, ilk film takriben 1995 yılında teyzemle bir festival esnasında izlediğim Before The Rain'dir. Seneler sonra tekrar izlediğimde benim favorilerimden olmuştur. Yeri gelmişken söyleyeyim dedim. İzlemediyseniz mutlaka izleyin.)
Uzun parantezimizden sonra devam edecek olursak; Will Smith acıklı acıklı bakarken, yaşlı bir kadın ağlarken, kör birini izlerken, herşeye üzülen bünyem sıkça duygulandı fakat film boyunca saate bakmaktan kendimi alamadım.
Evet belki mesajı güzeldi ancak bütün film boyunca ağırdan alıp, son sahnelere doğru harekete geçen filmler çekmeyelim lütfen. Ayrıca türk hukuk sisteminde yeri olmayan ve netice itibariyle ülkemizde de uygulanma imkanı bulunmayan bir babayiğit Will hareketini örnek de alamayız. Neyse illa ki izleyeceğiz diyorsanız da siz bilirsiniz.
Öperim. Yarın pazartesi. SeviniN:)
Dip not: Bir filmi izlemeseniz de olur derken bir başka filmi seyredin dedim, dikkatlerden kaçmasın!:)

2 yorum:

Ayse dedi ki...

Will Smith'in tüm film boyunca küçük Emrah bakışlarını koruyabilmesi beni hayrete düşürdü. Ya bu adam neden böyle bakıyor? diye sinir oldum bütün film. Bence de pek gerek yok bu filme :)

cometa dedi ki...

işte bu; isimlendirmek de zorlandığım bakış tam da emrah bakışıymış:) bravo!:))