9 Mart 2009 Pazartesi

April&Frank

Hayatta ne istediğimizi bilmek mi gerçekten istedğimiz şey? Bazen başkalarının, bazen şehirlerin, bazen işlerimizin , sorumluluklarımızın arkasına saklanıyoruz hepimiz.Ve saklandığımız şey kendimiz aslında.Peki bu kadar korkutan ne bizi? Gerçekten de bu hayata dair ne istediğimizi aramaktan, acaba onu bulamayacak olma ihtimali yüzünden mi korkuyoruz ?İyi bir iş, güzel bir ev, iki çocuk... Beklentilerimiz mi bunlar yoksa bize dayatılanlar mı?Farklı olmaya çalıştıkça sıradanlaşmak... Ben bu filmi uzun süre unutamam.Uzun süre bu filmi düşünürüm. "Kesinlikle izleyin" dediklerimden.


"Hopeless emptiness. Now you've said it. Plenty of people are onto the emptiness, but it takes real guts to see the hopelessness." -Revolutionary Road

2 yorum:

cornelius dedi ki...

frank'in ateşliliği kolpa gençlik hırsı mıydı ve april, frank'in bu "kimse karışamaz bize yürü yürü paris'e!" tavrının ardından para yüzünden vazgeçtiğini gördüğü anda yıkıldı ve bu yüzden mi kıydı kendine ? bu soruların cevabını tahmin edebilsem bile düşünmeye çekiniyorum zira çok sarsıcı, tokattan öte, tekme atan, uçan kafa atan bi' filmdi bu.
soundtrack'i ise bambaşka. onuda es geçmeyiniz, seviniz.

cometa dedi ki...

cornelius;
bilemedim ne diyeceğimi, yazımdan güzel yorum olmuş, bir de seni hep okuyan ve beğenen biri olarak uzun süre sevindim yorumuna sanırım.neyse kendimi daha fazla rezil etmenin de bir alemi yok:Psoundtrack hatırlatmasını ise değerlendireceğim zira filmin etkisinden arka plandaki müziklerinin farkına varamamışım.