19 Mart 2009 Perşembe

Tulip

Yine yeniden uykusuz bir gecenin ardından sabah kendimi yataktan fırlatıp karıştım suratı asık insanların arasına. Bu aralar pek güzel giyindiğim, makyaj yaptığım söylenemez. E bari saçtan kurtarıyım derken, rüzgar, kar, yağmur sağolsun iş yerine vardığımda barcelona barcelona 'daki Penelope Cruz saçları kadar kabarık bir kütle vardı tepemde.Derken 9:30 gibi giriş yaptığım adliyeden 13:00 gibi çıkarken gün benim için gerçekten de bitmişti. Herkes iyi misin, hasta mısın diye sordukça sanırım insan daha kötü hissediyor.

Haftalık ve klasik Yargıtay gezimin ardından nüfus cüzdanında T.C. Kimlik Numarası yazılı olmayan babamın ricası üzerine Çankaya Nüfus Müdürlüğü'ne de teşrif ettim. Kapıdan girer girmez asansörün önündeki devasa kalabalığı gördüğümde burası böyleyse yukarısı nasıldır acaba diye geçirdim içimden, sonra bir cesaret 7. kata kadar hoplaya zıplaya çıktım. Oraya vardığımda uzun ince koridordan taşan bir insan kalabalığı görmeyince endişelendim; kesinlikle yanlış yerdeydim. Yine de umutsuzca ilerledim ve insan kaynamayan o yerde, sıra numarasını almamla, 124 rakamının ekranda yanması bir oldu. Şimdi sıra faydalı bilgide!!(hoş tv de bas bas bağırıyorlar kaç gündür ama beni okumaktan tv seyredemeyenler olabilir:PP) Nüfus cüzdanınızda T.C. Kimlik numaranız yazılı değilse, nüfus cüzdanınızı değiştirmeden, nüfus kayıt örneği diye tabir edilen belgeden alarak,yerel seçimlerde oy kullanamama derdinden kurtuluyorsunuz. Ben her ikisini de ayrı bir dert sanıyordum ama Çankaya Nüfus Müdürlüğü gibi her gittiğimde ana baba günü olan o yerde merdiven çıkma seansımı saymazsak sadece 6 dakika geçirdim.Ayrıca bu belgeyi illa ki T.C Kimlik numarası nüfus cüzdanında yazılı olmayan mağdur kişinin almasına gerek yok. Misal ben aldım, babam kullanacak,çünkü ben, bahar annem ve babam bir fidanın güller açan dalıyız diyor daha fazla uzatmıyorum. Ancak şu da bir gerçek ki; devler dairelerinde işinin rast gitmesi, ıssız kumlardan serin sulara atlamak misali bünyede büyük bir ferahlama yapıyor...

O ferahlamayla da insan gidip, küçükken gözünde çok büyük bir mekan olan çetinkaya unlu mamullerinden kızkardeşine paskalya çöreği alabiliyor. Öyle ki oldum olası haz etmem paskalyadan, ama çetinkayadaki ekmek kokusu nedense beni mutlu etti.

Günü neticelendirirken, her yıl mart ayı civarında geleneksel olarak aldığım lale soğanlarımı da yanıma katarak evime gelmiş bulunuyorum. Acaba ne renk olacaklar bu sene? Utkuu yaşıyorumm:)))

2 yorum:

BahaR Kim? dedi ki...

buzdolabından sarkan mükkemmel çiçek benim çiçeğim mi?aaaiiiy nekadar da tatlı!!

cometa dedi ki...

ewet ewet!
yılda üç kere babamın ani hareketleri neticesinde devrilerek yeri göğü toprak yapan, bu uğurda bir çok amerikan servsini feda ettiğimiz, saksısını ellerinle boyadığın, ölmek bilmeyen 7 canlı çiçeğiN:)