13 Ekim 2008 Pazartesi

telefonun telleri...

Otobüste , dolmuşta hiç durmadan telefonla konuşabilen birisi mutlaka gelir yanıma oturur. Bugün de gelenek bozulmadı. Hangi mağazada çalıştığını anlayamadığım değerli bir hanımefendi geldi yanıma oturdu. Oturur oturmaz da ilk işi telefonunu eline almak oldu. Birini aramadı ama çaldırdı. Karşıdaki de bir panter edasıyla onu geri aradı. Derken hiçbir manası olmayan, ben otobüsten inerken 40 dakikayı bulmuş, o konuşma, benim "pardon" demem ve değerli hanımefendinin yerinden kalkması ile ufak bir sekteye uğrayıp kaldığı yerden devam etti. O anda telefonun ucundaki Fatih Bey ( e ismini de öğrendik) “ALOO ALOO” diye öyle bir bağırıyordu ki biz kendisini beş saniye sevgilisinin sesinin duymadan yaşayamayan bir ayı sandık .

Şimdi birisi kalksın bana iki insan bu kadar saat ne konuşur anlatsın? Ayrı düşmüşlerdir gibi manasız açıklamalar istemiyorum çünkü aynı işyerinde çalışıyorlar. Benim aklıma gelen tek açıklama çok telefonla konuşmaktan ufacık kalan beyinleri neticesinde bilinçleri kapalı, zekaları eksi beş. Konuştukları meselenin özeti ise: bu kızcağız işyerindeki kimse onların çıktığını bilsin istemiyor. Ama Funda Alple, Zeynep Ferhatla çıkıyor, ki bu da işyerinden sevgili edinmenin yasak olmadığını gösteriyor. Ama bunlar muammalı bir gizleme çabalarında. Hatta kız aniden “bak aklıma süper bir fikir geldi, sen yarın , aa kim çıkarıyo bu lafları zaten o kızın çıktığı da varmış bak zor durumda kalıyoruuum gibi bişi dee" diyo. Telefonun diğer ucundaki arkadaş durumdan biraz işkilleniyor ki kız “ay aşkııııııım mahsuscuktaaaaan” diyerek beni benden alıyor. Ama bu arada içim içimi yiyor kıza “ya bi saniye, sen aslında başka birine yazılıyorsun, kısmetinde kapanmasın diye bu çocukla göğsünü gere gere sevgiliyiz diyemiyorsun dimiiii, nolur bana söle nooooolur” diyesim geliyor ama yapamıyorum, zira bugünlerde çok şey var dilimin ucunda ama söyleyemiyorum. Tatlı tatlı başlayan muhabbetleri “şimdi ben seni seviyorum, sen beni, biz böle birbirimizi severken başka birisi beni sevse ben de onu sevsem olur muuuuuu, sen onu mu diyorsun şimdiiii” gibi manasız bir tartışmayla hafiften çatırdıyor. Beni de bir uyku alıyor, trafikte çok tıkanık. Ancak bu manasız çift uykumu da bölüyor, otobüste uyuklarken rüyamda bir yarışmadalar, o yarışmada erkeğe sorulan soruda “en sevdiğiniz çiçeğin adını sevgilinize verin, hangisi söyleyin”. Böyle denince çocuk mırın kırın ediyor, kız “yazıklar olsuuun” diyerek çat diye beyaz bir kapıyı kapatıyor ki ben uyanıyorum, rüyamda, konuştukları kadar manasız.
Neticede buradan toplumsal bir soruna parmak basmam gerekiyor vesevgililere sesleniyorum: Manalı sayılabilecek konularda zaman zaman sonuna kadar kavga edin, tartışın ama birbirinizi ses duymak, hatır sormak için arayın!!!!Çok konuşan çift, çok anlaşan çift değil arkadaşlar, yani bir yerden sonra öyle bir zırvalanıyor ki, dinletsem bırakın sevgilinizi kendinizi terk etmek istersiniz, yapamazsınız, daralırsınız, hepinizi deşifre ederim buradan, biraz sessizlik lütfeeeen!!!

3 yorum:

e dedi ki...

ben de anlamıyorum ne konuşurlar o kadar uzuuun uzuun..her dakikanı anlatsan yine o kadar saat dolmaz..yazık valla..biz bu meselyi yeni konuşmuştuk daha tesadüfe bak:)senin aklına tabi telefon opereti geldi hemen dimi mervee:)

begumgum dedi ki...

normalde etraftaki konusmalari dinlemeye bayilirim ama otobuste uzun uzun yapilan gayet gereksiz muhabbetleri diil sanirim!Yazik sana,resmen beynini utulemis otobusteki apla. :) bence o cucukla kizin beyinleri hakkaten de cıvımış fazla konusmaktan telefonda

cometa dedi ki...

ah didocum o operet aklımdan hiç çıkmıyor ki olsa da bi daha gitsek aloo alloo alloo:)))

begümgümMM:)senin dolmuş maceralarına zaten gülmekten ölmüştüm ve aslında sıkıcı bir konu diilse ben de genelde başklarını dinlemeye bayılıoruM:)