Herşey filmde de dediği gibi, okulda saçımızı çeken, bize hakaret eden çocuğun aslında bizden hoşlandığı çıkarımının bünyemize empoze edilmesiyle oldu! Vee denge bozuldu, büyüdük, bize eziyet eden adamlara, aşık olduğumuzu sandık. Yanıldık. Aslında hepimiz, kız arkadaşlarımız bir ilişkinin başında karşı cins için tahminler yürütürken, bir ilişki içinde bocalarken, ya da basit bir yanıt ararken dahi tozpembe gözlüklerimizi takıyoruz ve zaman zaman da karşımızdaki insanı ister istemez yanıltıyoruz. Oysa kötü kalpli ya da aptal değiliz. Sadece vereceğimiz cevap ya da tavsiye aslında kendi yaşadıklarımıza bir yanıt ve hepimiz zaman zaman gerçeklerden kaçıyoruz!
Erkeklerse kızları harcarken ve kazandıklarını sanırken aslında bir kere çok üzülmüş olmanın bedelini bir daha hiç üzülmemek için takındıkları tavırla yalnız kalarak mı ödüyor dersiniz?
Ben anladım ki bizim bahçedeki lale misali; güneş çıktığında ona dönebiliriz, yağmurda çok ıslanınca boynumuzu bükebilir, bazen sıcaktan mayışıp fazlasıyla açabiliriz ama tüm bunlara rağmen dimdik durmayı da başarırız akşamın serinliğinde.. Yani belki de tüm mesele devam edebilmekte..
Bu filmde ben varım,bahar, yudum,pınar,kürşad,selma,didem,taylan,neyir,banu,candan,utku ç., dodo, melih,yağmur,can,müge,cihan, beyza, utku e. , eren, feraye,efe,si-men ve mehmet yani herkes var.Gidin ve hangisi olduğunuzu bulun. Gülmekten ölün.
Kurallara uyun, sen benim istisnamsın diyecek adamı bulun:))
Filmden çıkmanın heyecanıyla ani bir yazı oldu, üstüne daha çok konuşurum ama beni mutlu etti. "He is not just in to you" mutlaka izleyin dediklerimden:)
"maybe the happy ending is just moving on. or maybe the happy ending is this: knowing after all the unreturned phone calls and broken-hearts, through the blunders and misread signals, through all the pain and embarrassment... you never gave up hope. "



















