13 Eylül 2010 Pazartesi

Islak Peçete.


Bayram bitti. İşe yarar ne yaptın diye sorarsanız, “bir sinir anında dolabımı temizledim” derim.
Tam üç torba giymediğim ancak giyilebilir kıyafet, iki torba takmadığım ve takılabilir çanta ve 3 çift hiç giyemediğim ayakkabı tespit ettim.

Benim ayak numaramdan yarım numara küçük birine denk gelir mi o ayakkabılar çok ümitli değilim ama diğerlerinin işe yaramsını temenni ediyorum. Aranızda 35 numara giyen varsa iki babet hediye edebilirim.

2 torba da “ne takılır ne giyilir” diye tabir edebileceğimiz çöpü maalesef doğamıza kazandırdım.

Netice de hayatınızdan bir şeyleri çıkaramadığınız bir dönemde (buna en çok da kendiniz, değiştiremediğiniz tuhaf huylarınız ve tembellikleriniz dahildir.) dolap temizleme ve çöp atma işleminin rahatlatıcı bir eylem olduğunu söyleyebilirim.

Tabii o anki ruh haliyle gaza gelmenin ardından “ aa önü açık beyaz ayakkabılarımı da attım, halbuki o yırtılan yeri tamir edilir miydi, Ankara’da da artık River İsland yok ki” gibi buhranlara kapılıp, “çöpü mü karıştırsam” raddesine geldiğimi, verilecekler içine yerleştirdiğim bir adet enteresan elbiseyi ise, “yarın öbür gün çocuğum giyer , hani belki en azından bir kostüm partisine giyer” diyerek sabah yataktan fırlayarak dolabımın ücra bir köşesine sakladığımı da belirtmek isterim.

Bir de o sakladığım her şey, kız çocuğum olursa işe yarar o da ayrı konu.
Ama ben bunları saklayarak, Annemin, Teyzemin, Halalarımın türlü fotoğraflarından görüp, “aaaaa bunlar şimdi nerdeeeee? neee atınız mııı” sorunsallarını yaşamayacak mutlu çocuklara sahip olacağım diye diye kendimi de avuttum. Yani en azından gelecek nesillere giyip çıkarıp eğlenecekleri bir şeyler bırakmak gerek değil mi?

Peki sonuçta ne oldu, “ay acaba onu bir daha giyer miydim” diye ara ara aklıma gelenleri bir kenara bırakırsak, bu yaz hiç giymediğim ve uzun süredir dolabımda bekleyen her şeyi vererek doğru bir adım attığımı umut ediyorum. Ayrıca bu dolap temizleme eylemi neticesinde, gerçekten bir süre hiç alıveriş yapmadan da yaşayabileceğime kendimi ikna etmiş bulunuyorum. Diğer taraftan dolapta, üzerinde etiketi olup, giyilmemiş şeylerin Bahar Hanım’a ait olduğunu göz önünde bulundurarak, alışverişe harcadığım paranın, çatır çatır giydiğim kıyafetlere verildiğini görerek mutlu da oldum. Tabii bu bir yerde paranın boşa gittiği gerçeğini de değiştirmiyor. Biliyorum.

Unutmadan eklemek isterim ki, katıldığım düğünlerden arta kalan 10 üzerindeki gece kıyafetimi de bir daha giyebileceğimi düşünmüyorum. Çoğunu da birden fazla giymiş, suyunu çıkartmışım. Yine de 36 bedenlerin gece kıyafeti almadan önce tarafıma müracaat etmelerini önemle duyururum.

Ve bu bayram bitişiyle içime giren okul açılıyor ama okuldan nefret ediyorum diye çığlıklar atan o çocuğu sevmiyorum.

Bunun üzerine belki uzun bir yazı yazardım ama aklıma gelmişken söylemek isterim, ben ıslak mendil, ıslak kağıt havlu, ıslak tuvalet kağıdı ve türevlerini görmeye dayanamıyorum. Görünce kaçıyorum. Bir lavabonun içine düşmüş bir peçete gördüm mü, ıslanacak diye arkama bakmadan koşuyorum.

Hoşçakalın.

2 yorum:

ferda dedi ki...

ben seve seve alırım o babetleri Merve abla :D (Gülce..)

cometa dedi ki...

ah gülcecim ya bu seferlik babetler başka ayakları süsleyecekler lakin en azından benimle yakın bir numaran olduğunu öğrenmiş olduk:)