Cumartesiniz orkidelerim kadar güzel olsun.
26 Haziran 2010 Cumartesi
güzellik.
Cumartesiniz orkidelerim kadar güzel olsun.
25 Haziran 2010 Cuma
24 Haziran 2010 Perşembe
kızlar yüreyim sızlar.
akşam iş çıkışı. kentparka gidildi. burger story'de tıka basa yendi. güzel burası gidin bak, merve demişti dersiniz. sonra cepa'nın içine kurulmuş lunaparkımsıya gitmeye niyet etme. çıkınca yağmur, hafiften cayma. pınarın "ama bu treen pembeeeee" deyişleri. neticede yağmur hafiften çiselerken, ben o dışarıdan tırt duran tren de korktum, kara treeen bu naraları atarak evet iğrencim. çünkü beni en sağa oturttular. düşeceğim sandım. candan akıllısı tabii ki binmedi. pınarın güzel evine gidildi. kocalara karıştılar ama bazen her şeyler eskisi gibi oluyor, kocaları da sevmiyor değilim ama işte eskisi gibi olan anlar gülümsetiyor. nispeten geç yatma neticesinde yorgunum bugün. streslere geldim, o ne demekse, yani şu an beni görseniz, sadece kolumda bu öğlen ulustaki müthiş gümüş dükkanımızdan aldığım bileklerimi beğenirdiniz, gibi bir şey. iklim kış mı? ben ki ince giyinip üşümeye bayılırım ama yine bir çelişki kıştan nefret ederim, nisanda cam açık yatmaya başlarım, gece gürültü çok olursa kaparım, neyse uzatmayayım ben bile üşüdüm bugün. tabii bundan bilkent otobüsünün ölümcül klimasının etkisi büyük. o yüzden siz bu sabah kızılayda desenli bir elbisenin üstüne,puanlı hırkasını giymiş bir ben gördüyseniz, şaşırdınız ayıpladınız belki, ama ben de sizi ayıpladım, bunu sorgulamadan yaptınız.ve ben bunu daha böyle uzatır giderim, çünkü farkettim ki kanadığını iddia ettiğim midemin ağrısı, nefes borumdan mideme inen o yanmalar falan ancak yazarken unutuldu. babam beni almayan gelsin ki gelecek. aşk-ı memnu ki bitecek.
yeşil ışık

Can Yücel çevirisiyle okuyup memnun kalmadıktan sonra , belki bir de orjinal dilinde okumak gerek.
".... Kaçırdık o vakit elimizden onu ama ziyanı yok, yarın daha hızlı koşacak,kollarımızı daha ilerilere uzatacağız.. ve bir sabah aydınlıklar içinde..
O ümitledir ki şimdi sefer etmekteyiz, biz o akıntıya karşı giden tekneler, durmadan geriye, geçmişe çarpılıp atılsak da ne gam"
F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby, sy.158.
23 Haziran 2010 Çarşamba
Sukkar Banat.
Orjinal adı; sukkar banat olan filmin diğer bir adı da caramel.
imdbsi:7.1,2007'de çekilmiş.orjinal dili arapça/fransızca ki kesinlikle orjinal dilinde seyretmenizi öneririm.
mekan beyrut, müzikler ve kadınlar, renkler gerçekten güzel.
dün canım sıkkındı, saçma sapan olmayan ama güldüreceğim derken de beni aptal yerine koymayan ya da ağlatıp, içimi sıkmayan bir filme ihtiyacım vardı.Bir hayatın belli bir kısmına şahit olmuşum gibi geldi. Film bitti ama onlar hala o hayatlara kaldıkları yerden devam ediyorlarmış gibi geldi. Bana da akşam akşam iyi geldi. Tavsiye ediyorum.
21 Haziran 2010 Pazartesi
bir düğünün daha sonuna gelindi.
bu çiçeğin muadili sahneden selma tarafından fırlatıldığında, bir kişinin kapaklanması neticesinde birkaç kişinin de düşüşü unutulmamalı. allahım o ne sahneydi, utanma hastalığım, o kadar uzaktan görmüşken bile depreşti:) demek ki neymiş; gelin çiçeğinin kerametine kendini çok kaptırmamalI:)
yemekler, şarkılar, gelin, damat, neşemiz, keyfimiz, hepsi çok güzeldi.
gelin ve damadımız evet derken. altuğ sabaha kadar evet demedi bu arada.
utku&ben&banufotoğraf alışverişindeyken.
tabii kürşad ve utku'nun gülleri de büyük vazoya kondu. onları çekmeyi unuttum.
ama utku'nun h"adii kapışalım mı sağlı sollu" diyerek koşuşunu unutmamak için buraya yazmak gerek.
18 Haziran 2010 Cuma
hoşgeldin.
tanışıklığımız üniversite sınavına hazırlık dönemine denk gelmişti. hepimiz oldukça tuhaftık. belki de bu yüzden, en tuhaf hallerimizi en başta gördüğümüzden, hayatımızın geri kalan evresinde birbirimizi hiç ayıplayamadık, şaşırtamadık, yadırgamadık. çünkü uzaylılar gibi takıldığımız bir dönemde, kelimelerle anlatması zor bir bağ geliştirdik aramızda, orası kesin.
11 yıl az bir zaman gibi, ama biraz da çok gibi. bazen hiç geçmemiş gibi, bazen hiç yaşanmamış gibi.garip işte.
hayatımın beni en çok üzen ve canımın çok yandığı bir dönemde o "gerçekten" yanımdaydı.ikimizin de kahramanları göçüp gittiğinde bu dünyadan, ne hissettiğimi anlaması güzeldi, ne hissettiğini anlayabilmekte.
biz birlikte denize ayaklarımızı uzattık, neredeyse tanıştığımızdan beri her yaz, dünyayı bir kurtardık, bir batırdık. sonra bir gün yine deniz kenarında , can suya atlamışken ve mp3'ünün cebinde olduğunu unutmuşken, utku buna gülerken ve güneş batarken, bir şarkı çalsın, senin olsun dedim, ama gerçek olsun.
bu çıktı ona. ve gerçek oldu şarkı sonra.meğersem altuğ'dan gelmiş bu şarkı.
çok mutlu olsun.çok mutlu olsunlar...
yarın siz bu satırları okurken ben düğünde göbek atıyor olacağım.
bir iclal abla yazısını böyle de şebek bitiririm.benden korkun
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


