13 Aralık 2009 Pazar

Su gibi aktı yıllar, deryada bir damla kadar...


Annem hep denize aşıkmış.

Babam Bodrum'daymış.
Yıl 1977.


Bahar o zamanlar da süslüymüş ve de yaratıcı.





Şimdiki formumuzu geçmişe borçluymuşuz.
Hep spor yaparmışız.
(sarı mayolu Bahar, pembe mayolu Merve.)


Mutluymuşum.
Ve de tarz:P









Recom'la Büşram'la çok eğlenirmişiz.


Bahar'ın ablasıymışım, şimdi ikiz olduK:)








11 Aralık 2009 Cuma

Friday.



Şimdi bu yukarıda gördüklerinizi bizim yapmamış olmamız, bunları yapamayacağımız anlamına gelmiyor biliyorsunuz değil mi?
Bahriciğim için çok mutluyum. Herşey istediği gibi olsun. Hayallerinden bile güzel.
Bazı bazı huysuzun tekiyim de, şu yağmurlu Aralık sabahında mutluyum diye bana kızmazsınız değil mi?

10 Aralık 2009 Perşembe

Broken Embraces

Bir filmin bana güzel gelmesi için, ispanyolca olması, penelopenin oynaması, pedro almadovarın çekmesi yeterli olduğundan bu filme "güzel, izleyin" dememi, tavsiyemi, subjektif bir izleyici olduğumu düşünerek değerlendirin.

Ama güzeldi yaa:) Pedro Almadovar'ın klasik tarzının biraz dışındaydı sanki, az biraz gerilim yaratmaya çalışan, ama germeyen, sürükleyici, merak uyandıran, seksi bir filmdi.


Güzeldi. İzleyin.

Bir odamın duvar rengini her gören güler ama, her ispanyol filminde bir oda (otel odası da olsa)bu renk olduğuna göre(bknz. foto.) belki de akdeniz beni çağırıyordur falan, olamaz mı?

***

Birde Bahar yenibiriş.com diyeyim ben size. Ayrıntılara girmeyeyim. Evimizde bir bayram havası.

Diğer yandan Recom, bir tanem, askerim, sütlacım, uzun dönem asker. Annem ağlar, hoş annem ne çıksa ağlar. Yeri henüz belli değil.28 Aralık'ta, Samsun'da yemin törenine bekleriz:)

İşte böyleee.
Sevgiyle...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Pamuk.

Küçük tatlı pamuğumuzun, prensesimizin doğum günüydü dün.
Sürprizini de yapıp yazmak istedim.

Ama önce biraz bizi anlatmak gerek;
Bundan neredeyse 15 yıl önce, kalabalık bir okul bahçesinde koluma girmesiyle başladı her şey.
O günden beri, pamuk prensesim oldu, minik kuzum.Ortaokulu, liseyi, üniversiteyi bitirdik birlikte. Gülme krizlerine girdik, arabayı çarpıyoruz sandık, o anda direksiyonu bırakıp,birbirimize sarılmaya kalktık, ölmedik neyse ki:)Mavi meleğimizle dolaştık, kısa filmler çektik uzun uzuuun, evlerimizi mesken ettik, saatlerce giydik çıkardık, süslendik, maskeler yaptık.Netice de bir hayatı paylaştık; ilk işlerimize,nişanlara düğünlere şahit olduk yan yana.

Ve biraz da onu anlatmak gerekirse;

Çok zevklidir Pinikom, her şeyin en güzelini alır, yakıştırır, en güzel oda onundur, en süslü dolap da. Dokunduğu her şeyi güzelleştirir. Hep olumlu, neşeli ve komiktir. Ağlarken bile gülendir. Ağlayan birini bile güldürebilenlerdendir. Sevgisini gösterebilen, sarılarak, öpücüklere boğarak ifade edebilenlerdendir. Pinikom gerçektir, içi dışı birdir, kızarsa size asar yüzünü, küser konuşmaz, severse sizi, pamuklara sarar, yanınızdan ayrılmaz.

İyi doğdun bitanem, iyi ki varsın. Yeni yaşında ve nice yaşlarında birlikte olalım, buruş buruş teyzeler bile olsak hep böle kaynatalım, kopalım. Çok seviyorum seniiii!!!
****
Ve dün dedik ki, doğum gününü hafta sonu kutlayacak olsak da ona bir sürpriz yapalım. Mesela bir ayı alalım elimize, dikilelim kapısına:) Derken gidene kadar, ben Efe’yle, Efe Didem’le, Candan Melih’le, Yudum Efe’yle, ben Kürşad’la, deli gibi didişip, birbirimizi yedik, mucize eseri kazasız belasız Bilkent’e vardık.(Bu arada sanki uzun yola gidiyormuşcasına Efe ve Kürşad’ın iki kere yemek molası verdiğini söylemiyorum bile) Bir ayı değil ama tombik bir ördek bulduk, Pın’ın en sevdiği bella vistanın üzerine serpiştirdiğimiz mumlarla( çakmağımızın olmasa da, o anda Bilkent 3 ten geçen herkese sorarak ateş bile bulduk)Taylan’ın onu kapının önüne getirmesini bekledik.

Geldiğimizi çaktırmamaya çalışsa da ev ahalisi, telefon çaldığı anda sürpriz belli oldu. Pın bizi gördü şaşırmış gibi yaptıJ Kuzumuzun mutluluktan gözleri doldu. Bize çikolata ikram etmeyi unuttu diye hüzünlere boğuldu.İyi ki doğdu, pinikomuz oldu..

8 Aralık 2009 Salı

Music.

500 days of summer'ın soundtrack'ini tek geçiyor ve her gün her gün onu dinliyorum. Bad Kids favorim.Bu şarkıların içinde bir de dost kitap evinin fon müziği cafe de pera 7 cd'sinin nadide parçalarını serpiştiriyor kendimden geçiyorum.
Bunları dinleyin. Öneriyorum.
Müzik (özellikle de jazz aslında) loş ışık gibi, olduğum mekanı daha güzel gösteriyor. İş yerimiz daha bir güzel dolayısıyla, bu güzel melodilerle:)
Beni 500 days of summer'ın esas kızına benzeten Ezgi'ye buradan öpücüklerimi gönderiyorum:)
Hani gözlerim mavi bile değil ama bunlar ufak ayrıntılar değil mi?

Ben de esas kızımız misali belki biraz 60'lardan kalmayım ama, filmin gazına gelip saçlarıma kahkül kestirme isteğim geçmiş bulunmakta.

Çünkü bir defterim var benim, alakalı alakasız notlar aldığım, oraya mütemadiyen "kahkül kestirmeeeee" yazmışım.

İnsanın sürekli kendine yakışmayan bir şeyi yapmakta ısrar etmesi hoş değil ama , gereksiz yere ısrar eden bünyesini farkedip tedbirler alması övgüye değer.
Boş ve de bomboş bir yazının daha sonuna gelmiş bulunmaktayız.

Esen kalın.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Recom Askerde...

Mehmet askere gitti.
Sütlacımız, tombiğimiz Samsun'da. 10'unda da uzunu kısası belli olacak.
Bir sıhhiyeci o.
Herkes gitti geldi arkadaşlarımızdan da, evden biri ilk kez gitti.
Hep "ayy mehmet de gidince naparıss"muhabetleri edildi edildi de sonunda gerçekten o da gitti.

Sadece özlüyorum. Merak ediyorum.Özlüyorum.

Merak ediyorum.

Bitti.

Canım hiç birşey yazmak istemiyor bu aralar:)

Sevgiler:)

1 Aralık 2009 Salı

kapkek.


Yudum'un doğum günü için yapıldılar.
Masmaviyi ben istedim.
Yudum yedi, oldu mavi .
Demek ki açık maviden şaşmamalı.
Bu aralar yorgun, hüzünlüyüm.
İstanbul'a gidiyorum.
Hoşçakalın.