19 Kasım 2012 Pazartesi

bir sen bir ben beş bebek

çook yakın , her daim görüştüğüm 6 kız arkadaşım var benim. Bunlardan biri benim gibi  bekar ve çocuksuz, ikisi hamile, 3-7 aydır da üç tanesi çocuklu. yani toplamda bir kız iki erkek üç bebek var meydanda. iki hamilenin bebekleri de yolda. şu son bir yıl içerisinde çok şey öğrendim. çocukların altını değiştirmeden tut da, banyo yapmasına, bir günlük bir bebeği veeeeeer bana diyen annesinden tırsıp kucaklama ve türlü çocuk şarkılarıyla ilgili hafızamı zorlayıp, çığırtkanlık yapmaya kadar değişik tecrübelerim oldu. bu arada gazlı bebekler, uyuyan bebekler, dişi çıkan bebekler, farklı tonlarda ağlayan bebekler tanıdım, öyle ki annesi bile aa ege ağlıyor derken, o ege değil tuna diyebilecek kıvama geldim.

iki kere iki dört, ben çocuklarla iyi anlaşırım, onları severim. ama yolda milletin güzel bebeğini görünce önünü kesip sevecek kadar fanatik de değilim. lakin işin diğer yanı ben çocuklardan da bir o kadar korkarım. birden kırılıvereceklerinden, boğazına bir şey kaçmasından, uzaylılar gibi ilk adım atışlarından, tuhaf bakışlarından, ağlayıp katılmalarından, onları tutmaktan, düşürmekten, üzmekten korkarım.

hayat çok değişik. 13 yaşında evde bana fizik çalıştıran neyirle şimdi oturup, saçma sapan şeyler yaparken bir de zeynep var. kafama demir kalem kutu fırlatıp, kaşlarına kelebek tokalar takan çılgın candan, şu an harika bir anne. habersiz bize geldiğinde mutlaka evde nohut yemeğiyle karşılaşan ve bizi sadece nohut yiyor zanneden didem de artık egenin annesi.

bunları kavramak biraz güç. ama arkadaşlarım anne olunca başka insanlar olmadı. panik/sahiplenici/titiz/korkak değiller. beni kasmıyorlar. etrafı da. ama anne olmak zor. ben çocukları sadece seviyorum, şarkı söylüyorum.bazen  dans ediyorum.  onların yaptıkları işlerde sadece yanlarında bulunduğum bir tam günde dahi sanki taş taşımış gibi yorgun oluyorum.hiç bir şey yapmadığım halde. onları düşünemiyorum. uykusuzluğa, yorgunluğa karşı bir güçleri var.

bu hayatımın çocuksuz ve bekar ama bir o kadar çocuklu dönemine bir not.
ben hala onların cesaretlerine , güçlerine şaşırıyorum. kendimi anne olarak hayal edemiyorum.
 etrafta sonsuza kadar seveceğim arkadaşlarımdan bile tatlı üç insan var, ikisi de yolda ve ben bir ömür onları onların büyümelerine tanıklık edeceğim. senin kakan da çok pis kokardı be, senin saçlarını halil sezai gibi tarardı annen, senin sağından soluna döndüğün günü bilirim falan diyeceğim. hayat gerçekten çok garip.  


4 yorum:

Sokak Lambası dedi ki...

Evet, annelerin bambaşka bir gücü var. Bir başka insanın hayatını yaşıyorlar bir yandan da, hiç kolay değil. Ve bir mucize bu. Mucizeler hep çok güzel gelmiştir kulağıma.

caloroso dedi ki...

duygunun dibine vurdum şu anda...
ne güzel yazmışsın öyle...
daha çok var diyorsun ama senin bebeğinin gelmesini de sabırsızlıkla bekliyorum...
not: kalem kutusunun demir olduğunu vurgulamayaydın iyiydi:)

Neyir İren dedi ki...

Ahhh ahh büyüdük de bebeklerimiz bile oldu, oluyor... hayat garip, değişik bir o kadar da sürprizlerle dolu... insallah bundan sonraki sürprizler bizim 3lünün devamı olur..
Not: halil sezai saçını karıştırmasaydın iyiydi :)))

cometa dedi ki...

ah sokak lambası zor iş zor:)

candan ve neyir çok komedisiniz:)